Malatya Büyükşehir Belediyesi Portalı

Reklam

Kategoriler

Bu sefer Hanefi Avcı’ya katılmıyorum!

09 Şubat 2014 | Gösterim: 6 | Kategori: Türkiye

İnternette sızdırılan yolsuzluk fezlekelerinde dikkat çekici birkaç ayrıntı var. İlki rüşvet veren müteahhitler ‘kaz gelecek yerden tavuğu esirgememişler.’ İkincisi parayı vermek bayağı bir içlerine oturmuş. Üçüncüsü hem millete hem bakana hatta Başbakan’a kendi aralarında konuşurken ana avrat düz gitmekte hiç tereddüt etmemişler! Dördüncüsü internete sızdırılan tapelerde Başbakan’ın sadece bakanı değil oğlu, kızı, damadı pek çok aileden isim var. Hedefinde ise bizzat Başbakan!


Fezlekelerdeki telefon trafiğinden öyle bir yolsuzluk senaryosu ortaya çıkmış ki kelimesine dokunmadan alın filme çekin Düğün Dernek’in gişe rekorunu zorlar.


Bir süre önce bu sütunlarda “17 Aralık operasyonu bir paralel devlet operasyonu mu bilmem ancak bu isimlerin geçtiği bir operasyonun normal şartlarda emniyetin şimdiki işleyişi ile yapılaması imkânsız” yazmıştım. Buna da bu konularda en tecrübeli isimlerden biri olan Hanefi Avcı’nın son zamanlardaki demeçlerini örnek göstermiştim. Hanefi Avcı’dan geçen hafta bir mektup aldım. Hanefi Avcı benim bu görüşlerime itiraz ediyor. Avcı’nın mektubu çok uzun ama ilgili bölümü onun cümleleriyle (mecburen kısaltarak) vermek istiyorum. Yalnız bir hatırlatma yapmakda fayda var: Hanefi Avcı bir zamanlar Emniyette Organize Suçla Mücadele’nin başına geçmiş ve yaptığı bir soruşturma devletin zirvesine yönelince görevinden alınmıştı. Bu hatırlatmadan sonra buyrun Avcı’yı dinleyelim..


Normal hallerde polis bir çalışma yürütüyorsa bu çalışmayla ilgili olarak hem bu kamuda ki tamim, genelge, yönetmelik gibi düzenleyici işlemler gereği hem kullandıkları teknik sistemler ve diğer imkânların kullanımı hem de soruşturmayla ilgili diğer birimlerden yardım alması, koordine sağlanması aynı zamanda benzeri operasyonel çalışma yapan birim il ve merkezi yapılarla yardımlaşmalı. Karşı karşıya gelmemek açısından kendi ilindeki emniyet müdürü de merkeze bilgi vermek mecburiyetindedir ve verir.


(…)

Aynı konuda başka ilin veya merkezi birimlerin çalışması varsa koordine edilmesi gerekir, yoksa birbirine zarar da verir…


Ancak soruşturma ilerlerken olayın içine sizinle ilişkide olan veya soruşturmada bilgisi olacak birim, görevli ve girerse onlarda bu onlar da bu çalışmanın hedefi, şüphelisi olma ihtimali varsa elbette yine belli makamların bilgisi ile o birime, kişiye bilgi verilmez veya bilgi özet-kısa verilir. Ancak soruşturmaya daha ilk başlandığında nereye, kimlere ulaşılacağı belli olmadan bilgi saklamıyorsa orada bir gariplik var demektir, iyi niyet yoktur denir ve bu çalışma soruşturma iyi niyetli kabul edilemez. Temel hukuk prensibi “Hukuk düzeni kötü niyeti korumaz.”


7 Şubat operasyonunu yapanlar 17 Aralık operasyonunu yapanlar, işe başladıklarında operasyonun nereye gideceğini, nelere uyanacağını bilmiyorlardı. Çalışma oldu elde edilen bilgilere göre bir istikamete yöneleceklerdi ama onlar başta herkese bilgi vermeyerek kendilerince hedefi belirtmemişlerdi. Kimlerin bu işe ne şekil dahil olacaklarını dahil etmişlerdi gibi gözüküyor. Bu şekil çalışma bilinen çalışma usullerine aykırıdır.


Belirttiğim benim katkım olan enerji operasyonunda başlangıçta Enerji Bakanlığı TPAO ihalelerine fesat karıştırılacağı bilgisiyle işe başladığım zaman kendi üstüm Emniyet Genel Müdürüme bilgi verdim. Destek olacağım, soruşturmalardaki iddialarla ilgili bilgi alacağım, işbirliği yapacağım. Enerji Bakanı’na bilgi verdim. İlerleyen zamanda bazı yöneticilerin işin içine girdiğini gördüğümde o birimlerle koordine etmedim veya sınırlı seviyede operasyon yapıldı, kamu görevlileri de, siyasi kişiler de olayda kusurları oranında dosyada yerini aldı… Ben bundan dolayı hayin vs. uğradım ama kimse de kötü niyetlisin demedi. (…)


Daha vahimi, diğer birimlerle dayanışma, bilgi alma vs. üstlerden habersiz… Devlet sistemine uymayan yatay ilişki geliştirerek bağlı olduğumuz ciddiyet duyduğumuz grup, cemaat vs. dolayısıyla diğer birimdeki kişilerle bu özel aidiyet bağ dolayısıyla veya teşkilat dışı o bağ üzerinde yapıyorsanız bu felakettir.


Hanefi Avcı mektubunun sonunda Yargıtay’daki itiraz dilekçesine tam 7 aydır bakılmadığını, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruya cevap bile verilmediğini söylüyor.


Sızdırılan fezlekelerdeki isimlere ve ilişkilere bakınca ben Hanefi Avcı’nın soruşturma ile ilgili anlattıklarından ikna olmadım. Bizzat kendisinin başına gelenlerden biliyorum ki, böyle bir yolsuzluk soruşturmasını devlet içinde teoride yapmak mümkün ancak pratikte yapmak imkânsız. Zaten birileri de buna güvendikleri için böylesine akıl almaz yolsuzluğu yapmakta tereddüt etmemişler ya…


Günün birinde Hanefi Avcı serbest kalırsa bir 5n1k’ya çağırıp yüz yüze kıran kırana bu konuları tartışmak isterim. Elbette bu ortaçağ benzeri tutukluluğu bir gün biterse…

Bu arada sahi Hanefi Avcı hâlâ neden tutuklu?



Yorum Yapın

*



Reklam