Malatya Büyükşehir Belediyesi Portalı

Reklam

Kategoriler

DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ

12 Eylül 2020 | Gösterim: 1 | Kategori: Güncel

ALMANYA’DAN TÜRKİYE‘YE BİSİKLETLE GELDİ, İLK İŞİ TOPRAĞI ÖPMEK OLDU

ALMANYA’nın  Köln kentinden yaşayan Türk mühendis Recai Pak (46),  31 Temmuz‘da bisikleti ile çıktığı yolda 42 gün sonra Türkiye‘ye ulaştı. 4 yıl önce 13 yerden kırılan ve doktorun ‘bundan sonra yapamaz’ dediği Pak, yol boyunca 18 kilo verdi.  Kapıkule Sınır Kapısı’ndan yurda girmesinin ardından toprağı öpen Pak, amacının Türk milletinin neler yapabileceğini göstermek olduğunu ifade etti.

Almanya’nın Köln kentinde kendi şirketinde inşaat mühendisliği yapan Recai Pak, Avrupa’daki Türklerin neler yapabileceğini göstermek için ofisini kapatıp 31 Temmuz’da bisikletle Türkiye yolculuğuna başladı. Ayağı 4 yıl önce 13 yerden kırılan ve doktorun ‘bundan sonra spor yapamaz’ dediği Pak, profesyonel bisikletçi olmamasına rağmen 42 gün boyunca pedal çevirerek  Kapıkule Sınır Kapısı’ndan yurda giriş yaptı..Anavatana ulaşır ulaşmaz toprağı öpen Pak, yaklaşık 3 bin kilometrelik yolculuğunu ise eş zamanlı sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştı.

‘OFİSİMİ KAPATTIM YOLA ÇIKTIM’

Almanya’dan başlayan yolculuğuna Slovakya, Macaristan, Sırbistan ve üzerinden devam ettiğini belirten ve Türkiye’ye ulaştığı için çok mutlu olduğunu söyleyen Pak, “Avrupa’daki Türk milletinin neler yapabileceğini göstermek için yola çıktım. İşi bıraktım, ofisimi kapattım yola çıktım. Yaklaşık 3 bin kilometre yol yaptım buraya gelene kadar. Buradan İstanbul’a gideceğim, sanırım oraya gidene kadar 3 bin 200 kilometreyi bulacak yol” dedi.

‘YOLCULUĞUM ÇOK MACERALIYDI’


Yolculuğunun çok maceralı geçtiğini belirten Pak, “Yolculuğum çok maceralıydı. Almanya ve Avusturya çok benzer ülkeler, oralarda pek sıkıntı olmadı ama Slovakya, Macaristan ve Bulgaristan çok farklı ve maceralı geçti. Yolda gelirken beni gören tüm Türk vatandaşlar sürekli arabalarını durdurup bana selam verdi. Hatta kamyoncular bile durdurup selam verdi. Bol bol fotoğraf çekildik” diye konuştu.

‘DOKTOR SPORU UNUT DEMİŞTİ’Dört yıl önce ayağının çeşitli kırıldığını söyleyen ve buna rağmen maceraya atıldığını söyleyen Pak, “4 yıl önce ayağım kırıldı. 5 kere ameliyat oldum. 13 yerden kırılmıştı.  Doktor bana koşmayı ve sporu unutmamı söylemişti. Ama ben dinlemedim. Daha bunları bırakmanın zamanı olduğunu düşünmüyorum. Deli bir düşünceyle bu işe giriştik” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE GİBİ ÜLKE YOK’Türkiye’nin diğer ülkelerden farklı olduğunu da sözlerine ekleyen Recai Pak, “Türkiye bizim vatanımız. Uzun yıllardır Almanya’dayız. İnanın Türkiye gibi ülke yok. Bizim ülkemiz çok farklı. Bisikletime taktığımda Türk bayrağını görenler Almanya’da hep ağladılar, çok duygulandılar. İsterse 150 yıl yurtdışında yaşayalım bizi değiştiremezler. İnanın ben de herkes gibi ofiste çalışıyordum, hiç hareketim yoktu.  Ofisimi kapatıp bisiklete atlayıp yola çıktım. 118 kiloydum yola çıktığımda yol boyunca buraya gelene kadar 18 kilo verdim” şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Bisikletli gurbetçi Pak’ın Kapıkule’den girişiBisikletiyle gümrük kapısının önünde poz vermesiToprağı öpüp göğsüne koymasıRecai Pak röportajıKapıkule yazısıyla bisikletin detay görüntüleriPak’ın bisikletiyle Edirne’ye doğru yola çıkmasıPak’tan bisiklet kullanırken detaylar

Haber-Kamera: Olgay GÜLER-Resul ORUÇOĞLU/EDİRNE,========================================

ADANA’DA KARPUZLAR AŞIRI SICAKTA YANDI

ADANA’nın Çukurova ilçesindeki Salbaş, Karalisalı ve Aladağ ilçelerindeki güzlük karpuzlar, artan hava sıcaklıklarıyla birlikte güneşten yandı. Adana  Kabzımallar Odası Başkanı Ali Batman, “Sıcaklarda yanan karpuzların satışı mümkün değil. Tarlalara giren hayvanlar yiyecek” dedi.Merkez Çukurova ilçesi Salbaş Mahallesi ile Karalisalı ve Aladağ ilçelerindeki güzlük karpuzlar, artan hava sıcaklıklarıyla birlikte güneşten yandı. Rekor sıcaklıklardan etkilenen güzlük karpuzların yüzde 60- 70’inin hasar gördüğünü açıklayan Adana Kabzımallar Odası Başkanı Ali Batman, “Sıcaklarda yanan karpuzlar tarlada kaldı. Bu karpuzları da davar, inek gibi tarlaya giren hayvanlar geçip yiyecek. Hasar gören ürünlerin satışı mümkün değil. Kamyona yüklendiğinde de birbirine girip eziliyor” dedi.

‘YAYLADAKİ KARPUZLAR PARA EDECEK’Karpuzun günler öncesinde haldeki kilo fiyatının 30- 40 kuruş olduğunu hatırlatan Batman, bu yanmalardan dolayı yeşil kalan karpuzun 50- 70 kuruş arası satıldığını kaydetti. Fiyatların daha da artabileceğine işaret eden Batman, “Çünkü günden güne azalıyor. Hemen hemen Türkiye’nin her tarafında karpuz bitti. Sadece Adana Salbaş’ın, Karalisalı bölgesinin, Aladağ’ın karpuzları kaldı. Oralar da yayla olduğu için yanmayan karpuzları para edecek. Karpuzu 10’uncu ayın sonuna kadar yiyebiliriz. Marketlerde ise bu ayın sonundan sonra karpuz indirmezler” diye konuştu. 

VERİM DÜŞTÜSalbaş bölgesinde karpuz üretimi yapan çiftçi Hasan Yılmaz ise “15 gün önce karpuz bulmak biraz zordu. Fiyatlar yükselmişti. Bu 15 gün içerisinde havaların sıcak gitmesinden dolayı karpuzlarımız tarlada yandı. Biraz verim düştü. Şuan fiyatlar da düşük. Devletimizden yardım bekliyoruz” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Kabzımallar Odası Başkanı Ali Batman ile röp.Haldeki karpuzlarTarlada karpuzu yanan çiftçi ile röp.Yanan karpuzların görüntüleri

Haber: Gülşah ÖZGEN -Kamera: Can ÇELİK/ADANA,===================================

KAZADA BACAĞINI KAYBETTİ, CİRİT ATMADA AVRUPA ŞAMPİYONASI’NA HAZIRLANIYOR

MERSİN’de 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasında sağ bacağını dizinden kaybeden üniversite öğrencisi Hüseyin Ergün (22), yılmayarak başladığı cirit atma sporunda Avrupa Şampiyonası’na hazırlanıyor.Mersin Üniversitesi (MEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Hüseyin Ergün, 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasında sağ bacağından yaralandı. 3 ay hastanede yatan Ergün, sağlığına kavuştu ancak sağ bacağını dizinden kaybetti. Tedavisinin ardından taburcu olan Ergün, protez bacakla yaşamına devam etti. Eğitimine ara vermeyen Ergün, 1 ay önce cirit sporu ile tanıştı. Bedensel Engelliler Atletizm Milli Takım antrenörü Ahmet Sekman tarafından cirit atmada yeteneği fark edilen Ergün, Avrupa Şampiyonası’na hazırlanıyor.

‘HEDEFİM AVRUPA VE DÜNYA ŞAMPİYONASI’Her gün Nevin Yanıt Atletizm Kompleksi’ne gelerek çalışmalarını sürdüren Ergün, “Kazadan sonra engelim oluştu. Sağ ayağım dizden aşağısı kesildi. Hayata tutunmak için mücadele etmem gerekiyordu. Cirit atma sporu da mücadele amacım oldu. Fiziksel olarak kendimi güçlü hissetmek istiyorum. Hedefim Avrupa ve Dünya şampiyonalarına katılmak. Bunun için sürekli çalışıyorum” dedi.

‘ENGELLİLER KENDİLERİNİ DAİMA GÜÇLÜ HİSSETSİN’Engelli vatandaşlara da seslenen Ergün, “Toplumun ne düşündüğünü ne söylediğini çok fazla önemsemesinler. Kendilerini daima güçlü hissetsinler. Eve kapanmasınlar ve mücadele etsinler. Spora, sanata yönelsinler” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————-Nevin Yanıt Atletizm Kompleksi’nden görüntüHüseyin Ergün’ün ısınma çalışmalarından görüntüHüseyin Ergün’ün cirit atmasıHüseyin Ergün ile röp.Hüseyin Ergün’ün ciritleri toplamaya gitmesiHüseyin Ergün’ün ciritleri toplayıp gelmesi

Haber-Kamera: Mustafa ERCAN-Soner AYDIN/MERSİN,====================================

/YPG’Lİ TERÖRİSTLER, SURİYE’DE 13 YAŞINDAKİ İBRAHİM HALİL’İ TOP OYNARKEN KAÇIRDI

TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nce geçen yıl düzenlenen Barış Pınarı Harekatı ile PKK/YPG işgalinden kurtarılan Tel Abyad’da birçok aile, teröristler tarafından kaçırılan çocuklarının hayatından endişe ediyor. Teröristlerin işgali döneminde Tel Abyad’da baskı altında yaşadıklarını anlatan sivillerden Halil Hassan El Hüseyin, 13 yaşındaki oğlu İbrahim Halil’in 2018 yılı Ağustos ayında arkadaşları ile top oynadığı sırada teröristler tarafından kaçırıldığını söyledi.

Tel Abyad’da briket imalatı yapılan bir iş yerinde çalışan 2 çocuk babası Halil Hassan El Hüseyin’in 13 yaşındaki oğlu İbrahim Halil ve beraberindeki bazı arkadaşları, 2018 yılı Ağustos ayında arkadaşları ile top oynadığı sırada yanlarına kamyonetle gelen PKK/YPG’li teröristler tarafından kaçırıldı. Oğlunun teröristler tarafından alıkonulduğu haberini alan baba Halil Hassan El Hüseyin, tüm girişimlerine rağmen çocuğunun izine ulaşamadı. Teröristlerin hiçbir açıklama yapmadığı baba, terör örgütünün işgal ettiği bazı bölgelerdeki kamplarına gitmesine rağmen çocuğuna dair bilgiye ulaşamadığını söyledi. Çocuğunun peşine düştüğü için teröristler tarafından tehdit edildiğini dile getiren baba, 2 yılı aşkın süredir oğlunun hayatından endişe ettiğini kaydetti.

Teröristlerin işgal ettiği süreçte Tel Abyad ve diğer bölgelerde 13 yaşındaki oğlundan daha küçük yaştakiler de dahil olmak üzere çok sayıda kız ve erkek çocuğunu kaçırdığını ifade eden Halil Hassan El Hüseyin, “Bu çocuklar nerede, ne oldu kimse bilmiyor. Çünkü terör örgütü çocukları sadece kaçırıp götürüyor ve sonrasında peşine düşen ailelerine tek kelime açıklama yapmıyor. Çocuğunun peşine düşen aileleri de diğer çocuklarını öldürmek veya kendisini cezaevine atmakla tehdit ederek sindiriyordu” dedi.

Mahallede top oynadığı sırada arkadaşları ile kaçırılan çocuğunun Irak’ta terör örgütünün kamplarına götürüldüğü yönünde duyumlar aldığını anlatan gözü yaşlı baba şöyle dedi:

“Bunlar daha küçücük çocuk. Okulda, parkta, sokakta olmaları gereken yaştalar. Ancak, terör örgütü bunları sadece ailelerinden değil, okullarından, çocukluklarından ve geleceklerinden kopardı. Zorla kamplara götürüp silahlandırıyorlar. Birçok çocuğu da ailesini öldürmekle tehdit ederek yanlarında kalmaya mecbur bırakıyorlar. Bizi çocuklarımız, çocuklarımızı da bizimle tehdit ederek çaresiz bırakıyorlar. Bunların yaptığı hiçbir din, anlayış, ahlak ve insanlıkla bağdaşmıyor. Bizim 2 yılı aşkın süredir gözümüzden yaş eksik olmuyor. İbrahim Halil de inanıyorum ki bizim gibi gözyaşı döküyordur. Bu kadar çocuk ve ailelerinin ahı bunların yanına kalmaz. En büyük hayalimiz ve dileğimiz biran önce terör örgütünün alıkoyduğu çocukları bırakması.”

Halil Hassan El Hüseyin, terör örgütünün işgalinin Barış Pınarı Harekatı ile sonlanmasının ardından Tel Abyad’da huzurun hakim olduğunu ve geçmişte kaçırılma korkusu ile ailelerinin dışarı çıkmasına izin vermediği çocukların gönül rahatlığıyla sokaklarda oynayabildiğine de dikkat çekerek Türkiye’ye teşekkür etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ———————————–Teröristlerin kaçırdığı çocukKaçırılan çocuğun babasıÇocuğun babası ile röp.Çocuğun babasının briket yapmasıGenel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Hasan KIRMIZITAŞ-GAZİANTEP-DHA)

================================

SOSYAL MEDYADAN TANIŞAN RANA VE MAHMUT’TAN 6 GÜNDÜR HABER ALINAMIYOR

GAZİANTEP’te, bir yıl önce sosyal medya üzerinden tanışıp arkadaşlık eden Rana Bahar (16) ve Mahmut Korkmaz (18), 6 gün önce ortadan kayboldu. Yazıcık Mahallesi’nde oturan Bahar ve Korkmaz aileleri, polise kayıp başvurusu yaptıkları ve birlikte kaçtıkları tahmin edilen çocuklarına eve dönmeleri çağrısı yaptı.

Yazıcık Mahallesi’nde oturan lise ikinci sınıf öğrencisi Rana Bahar, geçen pazar günü kitap almak için evden ayrıldı. Aynı mahallede oturan Mahmut Korkmaz da pazar günü arkadaşlarıyla buluşacağını söyleyerek dışarı çıktı. Ancak her iki genç evlerine geri dönmedi. Yakınları mahallede ve gidebilecekleri adreslerde yaptıkları aramalarda sonuç alamayınca polise kayıp başvurusunda bulundu.

Ailelerinin geri dönmesini bekledikleri çocukların sosyal medyadan tanışarak bir yıldır arkadaşlık yaptıklarını saptayan polis, Rana ve Mahmut’un birlikte kaçma ihtimalini göz önünde tutarak arama çalışmalarını sürdürüyor.

‘ARKADAŞI MAHMUT’UN KIZIMI TEHDİT ETTİĞİNİ SÖYLEDİ’

Günlerdir Rana’nın geri dönmesini bekleyen gözü yaşlı anne Gülnaz Bahar, pazar günü kitap almak için kendisinden izin isteyen kızının evden kaçacak hali olmadığını söyledi. Kızının evden çıkarken yanına kimliğini bile almadığını anlatan Gülnaz Bahar, “Kızım arkadaşı ile birlikte kitap almak için izin istedi ben de gönderdim. Kızım eve gelmeyince birlikte gittiği arkadaşına sorduk. O da yanlarına bir kişinin gelip kızımı tehdit ettiğini söyledi. Rana arkadaşına ‘sen git ben eve sonra geleceğim’ demiş. Bu çocukla 1 yıldır görüşüyormuş. Keşke olaylar bu duruma gelmeden bize söyleseydi. İnsanlar hata yapabilir. Her ne olursa olsun kızımın gelmesini istiyorum. Kızım evden kaçacak birisi değil. Kaybolduğu günün sabahı normal şekilde kahvaltı yaptık. Biran önce kızımın evine dönmesini istiyorum” diye konuştu.

Rana’nın babası Ahmet Bahar ise kızını çok özlediğini belirterek, “Kızım ne olur geri dön. Annen, ben ve 3 kardeşin seni çok özledik” dedi.

‘OĞLUMUN SESİNİ DUYSAM BANA YETER’

Kendisinden günlerdir haber alınamayan Mahmut Korkmaz’ın annesi Sevda Kormaz, oğlunun hayatından endişe ettiğini söyledi. Pazar günü oğlunun arkadaşları ile dolaşmak için dışarı çıktığını belirten Sevda Korkmaz, “Mahmut bana saat 16.00 gibi geleceğini söyledi. Ben de biraz gecikince kendisini aradım bana 15 dakika sonra eve geleceğini söyledi. O görüşmemizden sonra kendisinden bir daha haber alamadım. Her yeri aradık ulaşamadık ve polise haber verdik. Oğlum ölü mü sağ mı bilgim yok. Kız arkadaşıyla gidip gitmediğini bilmiyorum. İkisi gitmişse bile ne olursa olsun çıkıp gelsinler. Oğlumun sesini duysam bana yeter” şeklinde konuştu.

5 çocuk babası Mehmet Korkmaz da hurdacılık yaptığı iş yerinde beraber çalıştığı oğlunun ardından gözyaşı döktü. Ağlayan ve oğlunun geri dönmesini isteyen Mehmet Korkmaz, “Oğlumla birlikte çalışıyoruz. Bugüne kadar eve geç kalmışlığı bile yoktu. Bir kız arkadaşı olduğunu bile bilmiyordum. Mahalledeki kızla birlikte gitmiş olsalar bile geri dönsün. Evimizde günlerdir ağlamaktan göz pınarlarımız kurudu. Oğlum geri dönsün başka bir şey istemiyoruz” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ———————————–Rana Bahar’ın ailesiMahmut Kormaz’ın ailesiAilelerin ağlamasıGülnaz Bahar ile röp.Ahmet Bahar ile röp.Sevda Korkmaz ile röp.Mehmet Korkmaz ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber: Kamera: Kadir GÜNEŞ-GAZİANTEP-DHA)

============================

MARATONCU TUBAY: KORONAVİRÜS BENİ BİLE PERİŞAN ETTİ

ERZURUM’da, 2021 Olimpiyat hazırlık kampına katılan milli atlet Tubay Erdal (24) koronavirüse yakalandı. Kamp yaptıkları otelde 14 gün karantinada kalan Erdal iyileştikten hemen sonra antrenmanlara başladı. Çok kötü günler geçirdiğini belirten Erdal, “Yarışlarda 42, antrenmanlarda ise en az hiç durmadan 30 kilometre koşuyorum. Sporcuyuz, bağışıklığımız güçlü yakalansak bile bizi etkilemez diyorduk. Öyle değilmiş, perişan etti. Koronavirüse karşı kimse ne gençliğine ne de sporculuğuna güvenmesin” dedi.

ÖĞRETMENLERİ TARAFINDAN KEŞFEDİLDİ    Erzurum’un Karayazı ilçesinde Feride-Celal çiftinin 4’ü kız, 4’ü erkek olmak üzere 8 çocuğundan 7’incisi olan Tubay Erdal sporla 14 yaşında tanıştı. İlçede düzenlenen bir sosyal proje kapsamında yaptığı koşu ile öğretmenleri tarafından keşfedildi. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen Erzurum’a getirilerek Spor Lisesi’nde yatılı okutulan Erdal, daha sonra Erzurum Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Lisesi’ni tamamladı. Öğretmenlik ataması bekleyen Erdal, bu arada antrenörlük bölümüne başvurdu. Hem okuyup, hem de atletizmde büyük başarılara imza atan Tubay Erdal, 2013 dünya gençler şampiyonasında üçüncü. Polonya 2016 Amsterdam’da takım halinde Avrupa üçüncüsü. Balkan iki ve üçüncüsü ile birçok kez Türkiye şampiyonluğu elde etti. Hedefinin ülkemizi olimpiyatta temsil edip bir kadının neler yapabileceğine imza atmak olduğunu belirten Erdal şunları söyledi: NE GENÇLİĞİNİZE NE DE SPORCULUĞUNUZA GÜVENMEYİN    “Kampta Olimpiyatlara sıkı bir şekilde çalışıyorduk. Ama nasıl oldu bilmiyorum cuma günü sabah uyandığımda hiç halim yoktu. Kahvaltıya indiğimde güçlükle yürüyordum. Arkadaşlarımın yanına geldiğimde bayılmışım. Sonra yapılan muayenelerimde bir şey çıkmadı. Ancak alınan test sonucum pozitifti. Hemen kaldığım otelin odasında 14 gün karantinaya alındım. Karantina sürecim ağır geçti. Her tarafım ağrıyordu, mide bulantısı, halsizlik ve tansiyon düşüklüğü günlerce sürdü. Uyuyamıyordum, boğazım koruyordu ve ateşim oluyordu. Başta federasyon başkanımız olmak üzere antrenör, kamp müdürü ve otel müdürü benimle çok yakından ilgilendi. Onların büyük desteği ile ağlarımı unutup kendimi toparlamaya çalıştım. En kötüsü insanın nefesi tıkanıyor. Hava gelsin diye odamın camı hep açıktı. Yarışlarda 42, antrenmanlarda ise en az hiç durmadan 30 kilometre koşuyorum. Sporcuyuz, bağışıklığımız güçlü yakalansak bile bizi etkilemez diyorduk. Öyle değilmiş, perişan etti. Koronavirüse karşı kimse ne gençliğine ne de sporculuğuna güvenmesin. Beni böyle yaptıysa başkalarına ne yapar düşünmek bile istemiyorum. Kampta olduğumuz için sürekli maske takıyor, sosyal mesafe ve hijyene çok önem veriyorduk. Belki de koşarken maske takmadığımız için yakalandık. Çok şükür bu hastalığı yendim ve kampa kaldığım yerden devam ediyorum. Bu hastalık yüzünden bazen antrenmanlarda zorlandığım oluyor. İstanbul’da 20 Eylül’de 20 Eylül’de yapılan Uluslararası Vodafone İstanbul Yarı Maratonu’na katılamadım. Ama 8 Kasım’da İstanbul’da, 20 Nisan’da da Almanya’daki maraton yarışlarına kendimi toparlayarak katılacağım.”SPORCU OLMASAN ANNE OLURDUM    Spora başlamasıyla hayatının değiştiğini anlatan Kasımpaşa Spor Kulübü’nün sporcusu Tubay Erdal, 2011 yılında milli olduktan sonra dünyanın birçok ülkesini gördüğünü söyledi. Köyündeki kız çocuklarının okutulmadığı için 14- 15 yaşlarında evlendirildiğini vurgulayan Erdal, “Bende sporla tanışmasam küçük yaşta evlendirilip şimdi çocuklarım vardı. Köydeki akranlarımın çoğu evli ve çocukları var. İyi ki okumuşum ve sporcu olmuşum. Bütün kızlar okutulmalı, spor yapmalı ve kendi ayaklarının üzerinde durabilmeli.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Tuba Erdalın antrenmanından detay-Isınma hareketleri yapması -Tuba Erdal ile röp-Drone ile çekilen detaylar-Karantina sürecinde cep telefonu ile çektiği görüntü

Haber: Turgay İPEK – Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

==================================

YEĞENİ İÇİN TASARLADIĞI ‘AKILLI BEŞİK’ İÇİN TÜBİTAK’TAN 200 BİN TL DESTEK ALDI 

ERZURUM’da öğretmenliği mezunu Sonnur Tarhan ile Merve Taştan, bebekler için akıllı beşik tasarladı. Bebek ağladığı zaman, yatakta ters döndüğü zaman ya da ateşi yükseldiği zaman devreye giren proje TÜBİTAK’tan destek aldı. Tarhan ve Taştan, prototipini yaptıkları çalışmalarını bir yıl içinde tamamlayarak satışa sunacaklar.    Sonnur Tarhan, geçen yıl Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretmenliği Bölümü’nde son sınıf öğrencisiyken, yeğeni Muhammed Tuna’nın uyku düzensizliği ve sürekli ağlaması üzerine akıllı beşik yapmayı planladı. Tarhan, sınıf arkadaşı Merve Taştan’la birlikte ders kapsamında hazırladıkları akıllı beşik projesiyle başarılı olarak okuldan mezun oldular.     İki arkadaş, çevrelerindeki ailelerin bebeklerinde benzer sorunların yaşandığını görmeleri üzerine projelerini hayata geçirmeye karar verdi. Bu konuda araştırma yapan Tarhan ve Taştan Erzurum Teknik Üniversitesi bünyesinde kurulan Kristal Girişim Merkezi’ne müracaat etti. Projelerini anlatan Tarhan ve Taştan, merkezin ilk girişimcileri oldu. İki arkadaş, Kristal Girişim Merkezi’nde zaman zaman şuan 3 yaşında olan Muhammed Tuna’nın da katılımıyla akıllı beşik projesinin prototipini yapmayı başardı. Görüntü işleme teknolojisi gibi bir çok yeni teknolojiyi kullanan genç mucitler, bebek ağladığı zaman devreye giren, vücut sıcaklığını kontrol eden ve bebeğin ters dönmesi halinde ebeveynlere uyarı gönderen sistem geliştirdi.     Beşiklere monte edilen sistemi tamamlayan Tarhan ve Taştan, hayata geçirmek istedikleri projeleri için TÜBİTAK Genç Girişimci Programına müracaat etti. TÜBİTAK’ta yapılan değerlendirme sonucuiki genç kıza akıllı beşik projesine 200 bin liralık destek verilmesi kararlaştırıldı. MERKEZ YÖNETİMİNDEN OFİS HEDİYESİ    ETÜ bünyesinde Mayıs 2019’da kurulan Kristal Girişim Merkezi, TÜBİTAK’tan ilk destek olan akıllı beşik projesinin mucitleri Tarhan ve Taştan’a ofis jesti yaptı. Kristal Girişim Merkezi Koordinatör Yardımcısı Gürkan Kalınay, iki arkadaşa bir yıl çalışacakları ofisin anahtarını teslim etti. Kalınay, “Girişimcilik merkezimizden ilk çıkan ve ticarileşen proje akıllı beşik oldu. TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci Programı’ndan 200 bin lira destek alan arkadaşlara ödül olarak kullanabilecekleri ofisi biz de ödül olarak veriyoruz. Bir yol boyunca burayı ticari faaliyetlerini, çalışmalarını yürütmek için kullanabilirler” dedi. BİR YIL İÇİNDE TAMAMLAYACAKLAR    Prototipini tamamladıkları projeleri için yeni ofislerinde çalışmaya başlayan gençlere, Muhammed Tuna da eşlik ediyor. Yeğeninden yola çıkarak tasarladıkları proje hakkında bilgi veren Sonnur Tarhan, “Yeğenim 1,5 yaşındayken uyku düzeninde problem vardı ve sürekli ağlıyordu. Bu da bizim günlük hayatımızda zaman zaman problem olabiliyordu. Çevremizdeki ailelerde de benzer sorunları görünce arkadaşımla öğretmenliğinde okurken ders kapsamında projeyi tasarladık. 2018 yılında tasarladığımız projeyi hayata geçirmeye karar verdik. Bir çok yeni teknolojiyi kullandığımız projemizde birden fazla içerik bulunuyor. Bebek ağladığı zaman sistem devreye giriyor ve otomatik olarak beşik sallanmaya başlıyor. Vücut sıcaklığını kontrol ediyor, sıcaklık çok yükseldiği zaman havale riski oluşuyor. ya da vücut ısısı düşmesi sağlık problemi oluşturuyor. Bu durumlar kontrol altına alınması gereken durumlar. Bebekte meydana gelebilecek sıcaklık değişikliğinde ebeveyn telefonuna uyarı gönderen sistem hazırladık. Ayrıca, bebek ters döndüğünde ani bebek ölümü sendromuyla karşılaşılabilir. Bebek yatakta ters döndüğünde yiyecekler boğazından gelerek ölmesine sebep olabilir. Bizim yaptığımız sistemle bebek ters döndüğünde ebeveyn telefonuna uyarı gönderiliyor ve ölüm riski önlenmiş oluyor. Ayrıca, bebeğin uyku verilerini tutuyor” diye konuştu.      Projeye başlarken bir firmayla anlaşıp beşik yapmayı planladıklarını ancak ailelerin daha önce beşik almış olabileceklerini düşünerek sistem tasarlama kararı aldıklarını anlatan Tarhan, yaptıkları sistemin her türlü beşiklere monte edilebileceğini ve ailelerin rahatlıkla kullanabileceklerini söyledi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Kristal Girişim Merkezi’nin görüntüsü-Merkezden detaylar-Merkez Koordinatör Yardımcısı Gürkan Kalınay’ın konuşması-Arkadaşlara ofis hediye edilmesi-İki arkadaşın beşik üzerinde çalışması-Yeğeni Muhammet Tuna’nın görüntüsü-Sonnur Tarhan ve Merve Taştan ile röp-Muhammed Tuna’nın beşikle oynaması

Haber: Salih TEKİN – Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

====================================

HAZIR YORGAN VE DÖŞEKLER YÜNE İLGİYİ AZALTTI

HAZIR yorgan ve döşeklerin artması yüne ilgiyi azalttı. Eskiden evlenecek çiftler için yünden döşek ve yorgan yapıldığını belirten Kars Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Gürbüz Sadıkoğlu, “Ne yazık ki insan sağlığı için çok önemli olan yün kenara itilmiş oldu. Maalesef bu yararlı ürünü artık kullanamıyoruz” dedi.     Kars’ta bir zamanlar evlenecek çiftler için hazırlanan çeyizlerin başında gelen yün yorgan ve döşeğe talep azaldı. Yün yatakların yerine hazır yataklar ya da elyaf ürünler almaya başladı. Yün kullanımının azalmaya başlaması üreticileri olumsuz etkiledi. Kars Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Gürbüz Sadıkoğlu, “Eskiden düğünlerde yünler kıymet görürdü. Evlenecek çiftlere yatak yorgan yapılırdı ama artık onlarda hazır yatak hazır döşek alıyorlar. veya elyaf ürünleri onlar için daha cazip olmaya başladı. Ne yazık ki insan sağlığı için çok önemli olan yün kenara itilmiş oldu. Maalesef bu yararlı ürünü artık kullanamıyoruz” diye konuştu.     Kars’ta yünlerin sanayide kullanılmadığını, ekonomiye kazandırılmadığından yakınan Sadıkoğlu, şunları söyledi:     “Yünleri değerlendiremiyoruz ve çöpe gidiyor. Alıcısı da yoktur. Çoğu üreticimiz yünlerini yakmak zorunda kalıyor. Bizde böyle biriktiriyoruz ama değerlendiremeyince çöpe atmak zorunda kalıyoruz. Bununla ilgili projeler düşündük ama hayata geçiremedik. Eğer bunları alıp, yıkayıp, iplik haline getirerek endüstriyele çevirebilirsek ancak para edebilir. Böylelikle de yöremizdeki kadınlar geleneksel halıcılığı, kilim dokumacılığını kurslara giderek yaygınlaştırabilirler. Böyle olunca halıcılık sektörü de yeniden canlanmış olur. Hem kadınlarımız buradan para kazanır yünlerimizde ekonomiye girmiş ve katma değer oluşmuş olur. Çünkü bu şekilde yünlerimize yazık oluyor.” 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜYünlerden detayAli Gürbüz Sadıkoğlu’nun konuşmasıYünlerden genel ve detayKoyunların otlaması

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

===================================

ANİ ÖREN YERİ’NDE 70 GÜNDE ÇOK SAYIDA ESER ORTAYA ÇIKARILDI

KARS Müze Müdürlüğü ile Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Arslan’ın bilimsel başkanlığında yapılan Ani Ören Yeri arkeolojik kazı çalışmaları 70 günde tamamlandı.    Başta Kafkas Üniversitesi ağırlıklı olmak üzere Erzurum Atatürk Üniversitesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi ve Yozgat Bozok Üniversitesi’nin Sanat Tarihi Bölümlerinden akademisyen ve öğrencilerin katılımıyla iki dönem halinde yürütülen kazı çalışmalarına toplamda 13 akademisyen, 18 öğrenci ve 22 işçi katıldı.  4 Temmuz’da başlanan kazı çalışmaları Selçuklu Meydan Çarşısı, Sultan Melikşah Mahallesi, Selçuklu Büyük Hamam ve Aslanlı Kapı Doğu Sur Dibi alanlarındaki sekiz ayrı alanda yürütüldü. Selçuklu Meydan Çarşısı’ndaki çalışmalarda 11-13’üncü yüzyıllara tarihlenen bir Selçuklu mescidi ile demir atölyesi olduğu düşünülen bir atölye, Sultan Melikşah Mahallesi’ndeki çalışmalarda ise yine Selçuklu devrine ait olan konut yapılarına ait mekanlar gün yüzüne çıkarıldı. Ayrıca bu alanda Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü ortaklığıyla restore edilmesi planlanan Anadolu’nun ilk Türk camisi olan Ebu-l Manuçehr Camii çevresinde de kazı ve temizlik çalışmaları yapılarak restorasyona hazır hale getirildi. Selçuklu devrine ait Büyük Hamam’daki kazı çalışmaları ise etrafındaki yoğun hafriyat dolgusunun temizlenmesi şeklinde devam etti. 10 Eylül’de tamamlanan kazı çalışmalarında yoğun bir şekilde sırlı ve sırsız bezemeli seramikler bulundu, gerekli temizlik ve restorasyon çalışmalarına tabi tutuldu. Bunun yanı sıra çok sayıda sikke, taş, kemik ve cam eserler ortaya çıkarıldı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Ani ören yerinde kazı çalışması -Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Arslan’ın konuşması

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

===============================

KORONAVİRÜS ‘SIRA GECESİ’ İŞLEYİŞİNİ DEĞİŞTİRDİ

KORONAVİRÜS salgını Şanlıurfa’nın geleneklerinden olan sıra gecesinin işleyişini de değiştirdi. Eskiden uzun halayların çekildiği, karşılıklı çiftetelli oynandığı sıra gecelerinin yerini artık halayın yasak, çiftetellinin de sosyal mesafeli olduğu sıra geceleri aldı. Turistlerin salgına rağmen ilgi göstermeye devam ettiği sıra geceleri alınan tedbirlere göre düzenliyor.Şanlıurfa ile özdeşleşen ve kenti ziyaret eden turistlerin ilgi gösterdiği yerel türkülerin seslendirilerek uzun halayların çekildiği sıra gecelerine pandemi ile birlikte yeni düzenlemeler getirildi. Sıra gecelerinin düzenlendiği eski taş yapılarla inşa edilmiş konuk evlerine gelenler ateşleri ölçülerek ve HES kodları sorgulanarak girebiliyor. Konuk evlerine girenlerin sosyal mesafe kuralına uyarak oturduğu sıra gecelerinde görevliler de maske ve eldivenle hizmet veriyor. Görevli ekiplerin düzenli olarak denetlediği sıra gecelerine katılanlara, türküler eşliğinde kebap, çiğköfte tatlı ikram ediliyor.’İNSANLAR GELMEYE KORKUYOR’Şanlıurfalı yerel müzisyen Tekin Tatar, salgından dolayı uzun süre ara verilen sıra gecelerinin turistlerin gelişiyle yeniden başladığını söyledi. Salgın öncesi döneme ait tempolarını yakalamaya çalıştıklarını anlatan Tatar, “Sosyal mesafeyi koruyarak, hijyene çok dikkat ederek, maske zorunluluğuna uyarak sıra gecelerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Sıra gecesinde oynamak isteyen vatandaşlar maskeli ve mesafeli olmak kaydıyla çifte telli oynayabiliyor ama halay çekemiyor. İnşallah yakın bir zamanda bu salgından kurtulur ve kol kola halay çekilen sıra gecelerine kavuşuruz” dedi.SOSYAL MESAFELİ ÇİFTETELLİKentteki sıra gecelerinin düzenlendiği konukevlerinden birisinin sahibi olan Mehmet Diyek ise tüm misafirleri içeriye ateşlerini ölçerek aldıklarını söyledi. HES kodlarını kontrol ettikleri ve risk grubunda olmayan kişileri dezenfektan ve kolonya ikram ederek karşıladıklarını anlatan Diyek, “Salonda da kapasiteyi yarı yarıya düşürdük. Gelenler de aralarına mesafe koyarak oturuyor. Halaylar tamamıyla yasaklandı. Çok isteyen misafirlerimiz olduğu zaman sosyal mesafeli çiftetelli oynatıyoruz ve aralarında en az 3 metre olmasını istiyoruz” diye konuştu.Dolaşmaya geldikleri kentin sıra gecelerine katılan yerli turistler ise pandemi nedeniyle halay çekemedikleri için üzüldüklerini söyledi. Sosyal mesafeli çifte telli oynayarak sıra gecesinde eğlendiklerini anlatan yerel turistler, pandeminin son bulmasının ardından yeniden kente gelerek sıra gecesinde halay çekmek istediklerini kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————————————-Sıra gecesine gelen turistlerŞarkı söyleyen sıra gecesi ekibi  Çiğköfte yapan personelÇiftetelli oynayan turistlerSıra gecesine gelen turistler ile röp  Sıra gecesine denetim yapan polis ekipleriArşiv görüntüDüğünde halay çekenler

Genel ve detay görüntüler

Haber: Ömer ŞULUL-Kamera: -ŞANLIURFA – DHA)

==============================

DERİK ZEYTİNİNE İNGİLTERE’DEN SONRA ’DAN DA ÖDÜL

İNGİLTERE’de düzenlenen ‘Uluslararası Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda altın ve bronz madalya alan Derik zeytin ve zeytinyağı, temmuz ayında yapılan ‘ Prize Uluslararası’ yarışmasında gümüş ödülü aldı. Derik Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Hicabi Aytemür ‘Zeytin Ana Vatanında Şahlanıyor’ projesiyle Derik zeytinini daha güzel yerlere taşıyacaklarını söyledi.

Mardin’in Derik ilçesinin sembolü ve geçim kaynağı olan, organik olarak üretilen zeytinden elde edilen zeytinyağı, 2019’da İngiltere’de düzenlenen London İnternational Olive Oil Competitions Yarışması’nda 430 çeşit arasından birinci seçildi. Derik zeytinyağı, altın madalyayla ödüllendirildikten sonra uluslararası alanda ilgi görmeye başladı. Derik’in zeytinyağı aldığı bu ödülün ardından çok sayıda ülkeye ihraç edilmeye başlandı. 2019’da alınan altın madalya ödülünün ardından haziran ayında İngiltere’de düzenlenen ‘London 2020 Uluslararası Kalite’ yarışmasında Derik halhali kırma zeytini bronz, hemmuz ayında Japonya’da gerçekleştirilen ‘Japon Prize Uluslararası’ yarışmasında zeytinyağı ise gümüş ödüle sahip oldu.

‘Zeytin Ana Vatanında Şahlanıyor’ projenin yürütücülerinden Emine Tuncer ile makamında bir araya gelen Derik Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Hicabi Aytemür, sürdürülen projeyle Derik zeytinini daha güzel yerlere taşıyacağını söyledi. PKK’lı teröristlerce 10 Kasım 2016 günü makamına bırakılan bombanın infilak ettirilmesi sonucu şehit olan Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk’ün hayalinin Derik zeytinin dünyaya tanıtılması olduğunu hatırlatan Kaymakam Aytemür, şehit Kaymakam Safitürk’ün hayalini gerçekleştireceklerini söyledi.

Kaymakam Aytemür, “Şehit kaymakamımızın hayaliydi. Bu hayali bizden önce Hakan Kafkas kaymakamımız Londra’dan zeytinyağı konusunda Emine Tuncer’in  katkılarıyla altın madalya alarak bir adımını gerçekleştirdi. Bu yıl da zeytin ve zeytinyağımız hem İngiltere hem de Japonya’da ödül aldı” dedi.

%100 Doğal, Naturel Sızma Zeytinyağı Fiyatları

Kaynak: DHA




Yorum Yapın

*



Reklam