Malatya Büyükşehir Belediyesi Portalı

Reklam

Kategoriler

Baştan çıkmam, çıkarılırım!

13 Ocak 2014 | Gösterim: 3 | Kategori: Magazin

Gözünde ışık olan bir kadın. İçini temiz tutmaya çalışan bir kadın.Bir sürü meseleye kafa yoran bir kadın. Bir sürü kayıp vermiş bir kadın. Vefalı. Merhametli. Cesur. Ve derin. Galiba onu en çok tanımlayan sıfat bu: Derin. Evet, bir tarafı çok neşeli, komik, tatlı, ama ruhunun bir tarafı da uçurumlar kadar derin… Mimar Sinan’da hocalık yapıyor. Öğrencileriyle, ‘Bent’ diye bir sahneye koydu. İlk yönetmenlik deneyimi. Mutlaka izleyin. Çok iyi bir iş çıkarmışlar. Onun hayat mottosu, ‘Deneyimlemek.’ Mehmet Turgut çekti bu fotoğrafları, tabii ki filme gönderme yapması için ben de soyguncu olmayı -en azından görüntüde- deneyimledim. Mehmet Turgut’a da teşekkür ederim.

meltem-cumbul-bastan-cikarilirim-malatyabb.com

Yeni bir filmiyle karşımızdasın…
-Evet, ‘Kadın işi.’ Bu ülkede kadın olmak zor. Oynadığım karakter de, bütün bu zorlukları yaşamış biri. En dibe vurduğu zamanda, hastalık da geliyor. oluyor. İşleri yolunda gitmiyor, atölyesi kapanıyor, borca giriyor. Kredi alıyor, ödeyemiyor. Üç yaşındaki çocuğuyla eve geri döndüğü için, annesi de aslında onu istemiyor. Bütün bu çıkmazların içinde debelenirken, kendine trajikomik bir çözüm buluyor: Banka soymak! Film, dört kadının banka soygununu anlatıyor. Eğlenceli bir film…

Neden dört kadın?
-Çünkü arkadaşları kredi alırken ona kefil olmuşlar. Film, aynı zamanda kadın dostluğunu da anlatıyor. Allah’tan sonunda yırtıyorlar, bu da hoşuma gitti. Aslında hakları olan şeyi geri alıyorlar. Bir sürü bankanın gerçekten fazla fazla faiz aldığını düşünüyorum…

Kadın işi’ diye bir şey var mı gerçekten?
-Olmaz mı? Ben kadın dayanışmasına yürekten inanıyorum.

Hangi açıdan kadınlar farklıdır? Hayata başka türlü mü bakarlar?
-Kesinlikle evet! Kadınlar, her şeyin üstesinden gelir. Yalnız kalmayı becerirler. Aile içinde de dostluklarında da sorumluluk almayı bilirler.

Filmde oynadığın karakter, vazgeçmediği direnci ve enerjisiyle öne çıkıyor. Sen de öyle misin?

-Evet. Vazgeçmeyi, ölmedikçe düşünmem! Madem hayattayım, yaşıyorum, devam etmeyi, yılmamayı ve vazgeçmemeyi kendime ilke edindim. Yaşayan ölülerden değilim!

Hem bu filmde hem yönetmenliğini yaptığın tiyatro oyunu ‘Bent’te, ‘yaşayan ölü’ kavramından söz ediliyor. Bayıldım! Hadi bize anlat…
-Bir sürü yaşayan ölü var etrafımızda. ‘Zombiler’ görüyorum hayat içinde. Sabah uyanıyorlar, tıraş oluyorlar ya da eğer kadınlarsa giyinip, hazırlanıyorlar. Otomatiğe bağlamış gibiler. İşlerine gidiyorlar, evlerine dönüyorlar. Gözlerinde, yaşama dair en ufak bir pırıltı yok. Aynı görev bilinciyle, aynı sorumluluk duygusuyla, aynı savunma mekanizmasıyla, herkesle aynı tondan konuşarak bir hayat sürdürüyorlar. Onlar benim için ‘yaşayan ölüler!’

Sen farklı n’apıyorsun peki?
-Ben hayatı tersten okumayı seviyorum. Her şeyi bozup bambaşka bir yerden bakmak hoşuma gidiyor. Bütün bunlara karşı çıkıyorum, kendi kendime “Bak, şöyle de nefes alabilirsin, şöyle de yaşayabilirsin!” diyorum. Öğrencilerime öğretmeye çalıştığım da bu: “Korkmayın! Her şeyi deneyimleyin! Hayattasınız. Yaşıyorsunuz. Her şeye ‘tamam’ demeyin. Ruhunuz kabul ediyor mu, içiniz alıyor mu, bir kere önce onu anlayın, hissedin!” Hayattan bezmiş 23 yaşında bir sürü çocuk görüyorum. En azından kendilerini ifade edebilmeleri gerekiyor. Sen istemezsen kimse sana özgürlük tanımaz! Ailen de baskı kurar, erkek arkadaşın da, dostların da… İlla, sürekli uyum içinde olmak zorunda değilsin. Başkaldır!

Sen, hayatının herhangi bir döneminde ‘yaşayan ölü’ oldun mu ya da olabilir misin?
-Annem ve abim vefat ettiğinde yaşayan değil ‘uyuyan’ zombiydim! Sonra bir daha olmadı.

Biz kadınlar değiştireceğiz bu ülkeyi
Sadece kadın-erkek ilişkilerinde değil, hayata karşı tutkuluyum. Hiçbir şeyi laf olsun diye yapmam, yapamam

Filmde ‘Kadın, kadının dostu’ ama ‘kurdu’ olduğu zamanlar da olmuyor mu?
-Oluyor, ben de yaşadım. Ama yine de, kadınlara olan inancımı hiçbir zaman kaybetmedim. Çünkü kadınların sağduyusuna inanıyorum. Dönüp dolaşıp asıl demesi ya da görmesi gereken şeyi sonunda görür kadınlar. Bir tek kadınların bu ülkede korkuyor olmaları beni üzüyor…

Nasıl yani?
-Fikir beyan etmek konusunda, tavrını koymak konusunda, sessiz kalmayı tercih eden kadınlar var. LGBT yürüyüşlerinde neden yoksun mesela? Çocuğu gay olan bir sürü anne var bu ülkede. Neden korkuyorsun? Neden onlara destek değilsin? Senin için ne düşünüleceğinden mi korkuyorsun? Korkma! Bir sürü şeyi biz kadınlar değiştireceğiz bu ülkede. Değiştirmeliyiz. Böyle tonla şey sayabilirim, ben kadınların daha cesur, daha atak olmalarını istiyorum.

Röportajın devamı  : http://www.hurriyet.com.tr/magazin//25547510.asp



Yorum Yapın

*



Reklam