Malatya Büyükşehir Belediyesi Portalı

Reklam

Kategoriler

Avukatlar ve aileler konuşuyor: Sadece özel yetkili mahkemeleri kaldırmakla olmaz

06 Ocak 2014 | Gösterim: 3 | Kategori: Türkiye

 

ANKARA – Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu’nun, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla ilgili önerisinin ardından, kamuoyunun yakından takip ettiği Ergenekon, Balyoz, Şike, KCK davasının da arasında bulunduğu yüzlerce davada yeniden yargılamanın gündeme gelip gelmeyeceği tartışılıyor.

Kamuoyunda, “3. Yargı Paketi” olarak bilinen Kanun ile 5 Temmuz 2012’de, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 250. maddesiyle görevli özel yetkili mahkemeler kaldırılarak yerine Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesi ile görevli mahkemeler kuruldu. 


Feyzioğlu’nun, “özel yetkili mahkemelerin kesin olarak kaldırılması, verdikleri mahkumiyet kararlarının bozulması için 3. Yargı Paketi’nin CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250. maddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakmaya devam edilmesini öngören geçici 2. maddesinin kaldırılmasını” öneriyor.  Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Metin Feyzioğlu’nun, bu öneri üzerinde çarşamba gününden itibaren çalışmaya başlaması bekleniyor.

Feyzioğlu’nun önerisinin kabul edilmesi halinde hangi davaların yeniden görüleceği tartışılıyor.

BALYOZ VE ERGENEKON AVUKATLARI NE DİYOR?

“Balyoz Planı” ve “Ergenekon” davasında bazı sanıklarının avukatı Celal Ülgen: “Feyzioğlu’nun önerisi olumlu. Ancak eksik yönleri var. Özel yetkili mahkemelere ilişkin geçici 2. maddenin kaldırılmasıyla bu mahkemelerdeki işler genel mahkemelere devredilecek. İşler genel yetkili mahkemelere devredildi diyelim; genel yetkili mahkemeler aynı HSYK’ya, aynı yargı iklimine tabi mahkemeler olacak. O nedenle özel yetkili ağır ceza mahkemeleri gibi çalışmayacağını kimse garanti edemez. Aynı o mahkemeler gibi yapabilir. Bu nedenle TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulması, Susurluk raporu gibi yargı içine sızmış çetenin yaptıklarının tespit edilmesi gerekir. Bu tespitin üzerine bir takım değişiklikleri kurmak gerekir. Bu süreci uzatmaz. Aksi takdirde, ‘kurunun yanında yaş da yanar, bazı suçsuzlar da var’ deniliyor. Durum böyle değil. İhbar, deliller, davanın açılması hepsi kurgulanmış. Bu nedenle kökten bir çözüm bulunmalı. Geçici 2. maddenin kaldırılması önerisinden sonra genel yetkili mahkemelere dosya geldiğinde tutukluluk ne olacak, Barolar Birliğinin önerisinde bu yok. Diyelim yeni mahkemede yeniden yargılama başladı, mahkeme 2 yıl sürdü, bu insanlar 2 yıl daha tutuklu mu kalacak? Bunun bir çözüme kavuşması lazım. Önerim, silahı eline almamış, şiddete bulaşmamış, baskı ve şiddet uygulamamış kişilerin devlet aleyhine işlenen suçlarda yasayla derhal serbest bırakılması. Sadece yurt dışına çıkış yasağı konabilir. Bu kişiler derhal tahliye edilmeli ve bütün işlemler ondan sonra başlamalı. Bunun yasal düzenlemesini yapmak o kadar basit ki. Koşulları var, şiddete başvurmamış, silah eline almamış olacak, KCK’lı kim olursa olsun hepsini kapsayacak.”

Balyoz Planı davasında 18 sanığın avukatı Haluk Pekşen: Özel yetkili mahkemeler yerine genel mahkemelerde karar verilmesi halinde dosyanın yeniden Yargıtay’a gelecek. Dosya Yargıtay 9. Ceza Dairesine geldi. Daire, Balyoz Planı davasını oy birliğiyle onamış, niye görüşünü değiştirecek? O halde yapılması gereken bunlar değil. Yapılması gereken, devletin elinde bu davayı tümüyle ortadan kaldıracak belgeler ve bilgiler olduğunu biliyoruz, bunların mahkemeye sunulması. Buna dair bilgiler bize de geliyor. Nerede ne tür dokümantasyonlar var, biliyoruz. Bu dokümantasyonun mahkemeye teslim edilmesiyle bu davanın tüm sonuçları ortadan kaldırılabilir. Ya da Parlamento devreye girer, bu davayı tüm hukuki sonuçlarıyla ortadan kaldırır. Bu kadar basittir. Sadece TSK ile ilgili davalarda bu yapılabilir. Bunun bir kumpas olduğunu, artık TSK’yı bir kumpasa düşürme olduğu konusunda herkes hemfikir. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla kamuoyunca bilinen davaların yanı sıra bu mahkemelerin baktığı birçok davanın yeniden görülmesi gündeme gelecek. Bu yöntem tamamen hukuki destek sağlamaz. Büyük bir karmaşaya, mağduriyetlere sebep olacaktır. Yargılamayı uzun sürece yayacaktır. Zaten insanlar 3-4 yıldır içerideler, infazlarının bitmesine 2 yıl kalanlar var. Yeni mahkemelerin kurulması, yeni hakimlerin atanması, bu hakimlerin dosyayı okumaları, Yargıtay’a dosyanın gelmesi zaten iki yılı doldurur. Hiçbir sorun çözülmez. Asıl sorun şu: ‘Milli orduya kumpas kuruldu’ deniyor. Milli ordunun TSK olduğu belli, davalar da belli. Kumpas kurulduğuna ilişkin bilgi ve belgeler devletin kurumları elinde var. Başbakanlıkta, MİT’te, Adalet Bakanlığında var, biliyoruz. Bu belgeler mahkemelere verildiği zaman düzenlemeye de gerek kalmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki yeniden yargılamanın koşulları oluşur.

“Balyoz Darbe Planı”, “Ergenekon”, “Poyrazköy” gibi davalarda Gazeteci Tuncay Özkan ve emekli Orgeneral ’ın da arasında bulunduğu bazı sanıkların avukatlığını yapan Hüseyin Ersöz: “Kamuoyunun gündemini meşgul eden bu davalarda çok ciddi adil yargılanma hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Bu ihlaller, kamuoyunun geniş kesiminde, yargılama sürecinin hakkaniyete uygun bir şekilde yürütülmediği konusunda algı yaratmıştır. Bu çerçevede, bu yargılamalardaki hak ihlalleri temel alınarak, yeniden bir yargılama yolunun açılmasının uygun olacağını düşünüyorum. Zira, özel yetkili mahkemeler eliyle yaşanan hukuka aykırılıklar, bu yargılamaların vicdanları yaralayan bir niteliğe bürünmesine neden olmuştur. Bu noktada TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun getirmiş olduğu öneriyi olumlu bulmaktayım. Zira, bu mahkemelerin tümüyle yargı sistemimizden çıkartılması ve Türk yargısında olağan mahkemeler dönemine geçilmesinin yargı birliği ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde zorunlu olduğunu düşünüyorum.”

YARSAV Başkanı Murat Arslan: Kesin hükümle sonuçlanan davalar açısından Yargıtay’a takdir hakkı vermeyecek şekilde kanunla böyle bir düzenleme yapmak ciddi bir kaos çıkarabilir. Kesin hükümle düzenlenen bir yargı kararını yasayla kaldırdığın zaman burada kamu düzenini bozmuş olursun. Kesin hükümle sonuçlanmış davalara bu şekilde müdahale edersen geçmişe doğru hepsine müdahale etmek zorunda kalırsın. Onlar da böyle bir taleple gelebilirler. Belli davalara özel düzenleme yapmak istediğin zaman talebi çok fazla genişletmek zorunda kalırsın. Çünkü her konuda bundan mağdur olan insanlar var. Bu sefer değişik gruplar kendileriyle ilgili davalarda aynı talepte bulunacaklar. Bu da kaos yaratır. Buradaki tek çözüm ‘orduya kumpas kuruldu’ sözü üzerine gidilecek ve savcılık burada işlem başlatacak. Bunu söyleyenlerin, gerekirse Başbakan ’ın ifadesi alınacak. Bunun üzerine gidilip, bu sonuçlandırılacak, gerçekten kumpas var mı yok mu somut veri elde edilecek, o zaman yargılama yenilenecek. Milli orduya kumpas kurulduğunu somut olarak çözmeden bir şey yapmanın anlamı yok, hukukta kaos çıkar. Problemler kumpastan kaynaklanıyorsa bunu ortaya koymak durumundalar. Hükümet bunu net şekilde dile getirdiğine göre elinde delil vardır. Yargılamanın yenilenmesinin kuralları belli. Bunun dışında bir yasayla düzenleme ciddi bir kaosa yol açabilir ve taleplerin çok genişlemesi sonucunu doğurur.

Yargıda bir yapıdan, kendi hiyerarşisi içinde hare eden bir yapıdan söz ediliyor. Yargıdaki bu yapıyı çözecek neler yapılabilir, asıl çözülmesi gereken budur. Yasayla ilgili değişiklikler bu tür köklü değişiklikler ve çözüme ilişkin öneriler, böyle panik halinde, hükümetin köşeye sıkıştığı, konjonktürün çok hareketlendiği bir anda yapılmaz. Burada sağlıklı bir norm üretme imkanı yoktur. Hareketli dönemin geçmesi beklenip, sakinleştiği anda oturup bütün paydaşlar bir araya gelecek. Yargı örgütleri de Barolar Birliği, muhalefet toplumun tüm kesimleri oturup nasıl bir çözüm bulunacağına bakılmalı.”

AİLELER UMUTLU

“Balyoz Darbe Planı”, “Ergenekon” ve “28 Şubat” davalarının sanıklarından emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan: Başbakan da öneriye olumlu baktı. Sanık yakınları olarak siyasete alet olmak istemeyiz, ama bu hiçbir siyasi partinin girişimi değil. Özellikle bir ceza hukukçusunun, hele hele Barolar Birliği Başkanının yaptığı başvuru yasalara aykırı olamaz. Bu nedenle, öneri doğrultusunda karar alındığı zaman, yakınlarımız önce özgürlüklerine kavuşacaklar, ondan sonra tekrar adil yargılama gündeme gelecek. Biz, elbette beraat istiyoruz. Ama adil yargılama söz konusu olursa, zaten bu davalar ilk bir iki ay içinde çökecek. Biz de bunu istiyoruz.Emniyet içinde onca yurtseverin aleyhinde sahte delil oluşturan çetenin ortaya çıkmasını ve yargılanmasını istiyoruz. Bunca insana iftira atanları Allah affetsin. Bundan sonra onlar düşünsünler.

Balyoz Planı Davası sanıklarından eski Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun’ın kızı Ece Saygun: Bizim için artık bu sorunların çözülmesi önemli. Çok uzun zamandır çok acılar çekiyoruz hep beraber. Bunun artık çözülmesi gerekir. Diğer taraftan da biz özgürlüğe kavuşurken Türk Ordusu’na bu kumpası kuranların da bulunması çok önemli. Bu kumpası kuranlar bulunmazsa bizim için bu iş çözülür, ama başka insanlara kumpas kurulmaya devam eder” diye konuştu. Hukuken ne olabilir ne olmaz bilmiyorum ama artık özgürlük gelmesi gerekiyor. Bizim davamızda çok gençler de var onların küçücük çocukları babalarını bekliyorlar. Bu davanın çözülmesi, bu kumpası kuranların da bulunması lazım.

HANGİ SUÇLARA BAKIYOR?

TMK 10. madde ile görevlendirilen mahkemeler, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçu veya suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçu, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar, devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar dolayısıyla açılan davalara bakıyor.

İŞTE O DAVALAR


Bu mahkemelerin baktığı yüzlerce dava arasında, özellikle eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve eski komutanlar Hasan Iğsız, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Nusret Taşdeler’in de yargılandığı “Ergenekon” davası, Çetin Doğan, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Bilgin Balanlı ve Engin Alan’ın da yargılandığı “Balyoz” davası, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, yöneticiler Şekip Mosturoğlu ile İlhan Ekşioğlu, Beşiktaş eski yöneticisi Serdal Adalı ve eski teknik direktörü Tayfur Havutçu’nun da yargılandığı “Futbolda Şike” davası, kamuoyunda terör örgütü PKK’nın şehir yapılanması olarak bilinen “KCK” davaları, Prof. Dr. Yalçın Küçük, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ve bazı gazetecilerin yargılandığı “Oda TV” davası, İstanbul ve ’de görülen “Askeri Casusluk” davaları, Hanefi Avcı’nın yargılandığı “Devrimci Karargah Örgütü” davası ve Hrant Dink cinayetine ilişkin dava öne çıkıyor.

Ayrıca Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok’un öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan “Umut” operasyonu davası, “Atabeyler Grubu” davası, BOTAŞ’taki yolsuzluk iddialarına ilişkin “Mavi Hat” davası ve “2009’daki kurban bağışı kesim ihalelerindeki yolsuzluk” iddialarıyla ilgili dava da bu mahkemelerin baktığı davalar arasında bulunuyor.

Davalardan yalnızca “Balyoz Planı” ve Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın Yargıtay aşaması tamamlandı. Diğer davalarda yerel mahkeme hükümleri verildi ancak temyiz aşaması devam ediyor. (AA)

 

 

 

 



Yorum Yapın

*



Reklam